25 Ocak 2014 Cumartesi

Güçlü Kadın

Eylül / 2004  

     Üniversitenin ilk yıllarıydı. Ben lisede yaşadığım travmaları henüz atlatamamışken bir de o çok sevdiğim İstanbul'dan ayrı kalmıştım. Okuyup büyük adam olmak ne yalan söyliyim ideallerimin arasında hiç yoktu, olmamıştı, babadan kalacak küçük bi dükkan her şeyi değiştirebilirdi belki ama o da yoktu; baba memurdu, okumak mecburdu. Hal böyle olunca türev, integral bilmeden girdim ÖSS'ye. Bilmem belki şansın da yardımıyla en azından mühendis oluruz diyerekten tuttum Gaziantep'in yolunu, girdim makine mühendisliğine.. Girmez olaydım.. Antepte geçirecek olduğum 6 yılın ebemi tersten sikecek o 6 yıl olduğunu nerden bilebilirdim ki..

     Bölüm ingilizce, ilk sene hazırlık.. Başta bir yıl kayıp gibi görünse de sonradan sonraya anladım ki Antep'te geçireceğim o sikko 6 yılın içindeki en bereketli seneymiş o sene. Sınıfta bıcır bıcır bir sürü kız var, çoğu güzel ama ne yazık ki ilk gün heyecanıyla, belki de uygun bir eş bulma umuduyla olsa gerek ki neredeyse hepsi yüzüne badana boya yaptırmış gibiydi, fondotenden ötürü ilk gün yüzlerini göremediğim kızlar vardı..Yarısından çoğu şehir dışından gelmiş, henüz gözleri açılmamış, sevgiye şevkate ihtiyaçları vardı.. Ama max factor sponsorluğundaki sınıfımızda öyle biri vardı ki doğallıktan ödün vermeyen ben hemen kestirdim gözüme.. Bi kaç gün sonra öğrendim adını.. Sinem'miş benim kızın adı.. Olur, bana uyar dedim ve aşık olmaya kaldığım yerden devam ettim.. Ne ara aşık olmuştum onu da bilmiyordum ama ayran gönlüm ferman dinlemiyor yine alabildiğine yardırıyordu..  

     Okulun ilk 2-3 haftasında herkesle kanka olmuş, organizasyonların aranan adamı olmuştum.. Hemşerilik bağlarımı kullanarak 1. hatta 2. sınıftan bile, mahallede görsem abi diyeceğim insanlar ,burda kankam olmuşlardı.. Bi kaç gün sonra okula üst sınıflardaki kankalarımın arabalarıyla gelir gider olmuştum. Götüm günden güne kalkıyor yer çekimine karşı ahenkle dans ediyordu. Tabi bu durum Sinem'le arama mesafe koymuştu. Her akşam bi cafeye bara içmeye gider, ortamlardan çıkmaz olmuştum. Bu durum bi kaç hafta daha böyle devam etti. Okulun yolunu iyice unutmuş, sürekli Sinem'e imza attırıyordum. Hayatımda feci şekilde memnundum. 

     Babam hesabını bilen adamdı, sadece adam gibi okula gidip gelebilecek, karnımı doyuracak, gerekli ihtiyaçlarımı giderecek kadar para gönderiyordu. Bu hesabı öyle iyi yapıyordu ki gerçekten de her ayın sonunda sadece berbere gidebilecek kadar param kalıyordu cebimde. Ama neyse ki benim kıyıda köşede geçmiş bayramlardan kalma birikmişim vardı. Gün bu gündü, o paralar her gün farklı bir mekanda çatır çatır yeniyordu. Tipim her ne kadar müsait olmasa da kendimi adeta bir playboy gibi hissediyordum. Üst sınıf kankalarım bana öyle yakın davranıyorlardı ki, kendi sınıfımdakilerin adlarını bile unutmaya, yolda gördüğümde neydi lan bunun adı diyerekten yollarımı değiştirmeye başlamıştım..Her şey on numaraydı, ta ki üst sınıf kankalarımın gerçek, pis, adi yüzlerini öğrenene dek..

     Takılmaya başladığımız ilk günlerden itibaren 2. sınıfta olan Hakan bana sürekli sınıftan arkadaşlarını da çağır, kalabalık olur, eğleniriz falan diyordu. Lan ne kibar çocuk amk hiç tanımadığı arkadaşlarımı bile düşünüyor falan diye geçiriyordum içimden.. Aradan zaman geçtikçe bu davetler sıklaşmaya hatta ısrara doğru kaymaya başlamıştı, inceden kıllanıyordum ama du bakalım toroman diyip geçiştiriyordum her seferinde.Ta ki Hakan'ın arkadaşı Metin "lan oğlum siktir et bu salağı, kız mız getireceği yok, hem ortamı olsa bizle takılır mı amk.." diyene kadar..Oysa ki nasıl da sevmiştim, nasıl da inanmıştım onlara..Hem daha bi kaç yıl öncesine kadar eğitime katkı payı veren çocuklardık, ne ara bu kadar bencil olmuştuk biz..? Belediye başkan aday adayının yedeği kadar ezik hissediyordum kendimi..Yıkılmıştım, örselenmiştim.. Üniversite hayatımın en acı belki de en hayırlı kazığını o gün yemiştim.. Neyse ki acı gerçeklerle yüzleşmem tam da birikmiş paramın dibini gördüğüm, zengin bebesi gibi takıldığım günlerin son günlerine denk gelmişti de foyam ortaya çıkmadan ayrıldım o sikik ortamdan. Hem Sinem'i de çok özlemiştim zaten..Ama o kadar yalnız kalmıştım ki ararsa açmıyim diye telefonumdan silmediğim numaralar bile aramaz olmuştu. Kör olsundu böyle yalnızlık.. 

     Aradan bi kaç gün geçmiş ben tıpış tıpış kürkçü dükkanına geri dönmüş, götüm götüm Sinem'e tekrar yanaşmaya başlamıştım. Senenin başında bana yüz vermeyen Sinem sınıfa geri dönmeme en çok sevinen yani aslında tek sevinen kişiydi. Tanrım sanırım o da beni seviyordu. Kızların serseri erkek sevdası farkında olmadan işime yaramıştı. Bi kaç kere sınıfa sarhoş gelmem, dersleri siklememem, ortamdan ortama akmalarım falan Sinem'e hoş gelmiş olacak ki ver desem verecek kıvama gelmişti. Ama ne ben istemiştim ne de o vermişti. Çünkü öyle bir şey değildi bu bendeki, çok garip bir şekilde bağlanmıştım Sinem'e ve bahtımı sikeyim ki günden güne büyüyordu bu sevgi içimde. Hazır kızın da bana gönlü varken açıldım kısa zaman sonra. Liseden kalma bi alışkanlık olsa ki "benimle çıkar mısın..?" dedim, ufaktan tebessüm etti, bilmem belki içinden taşak geçti ama öyle ya da böyle kabul etti. Her şey yoluna girmişti. Üniversite hayatımın ilk manitosunu takmıştım koluma. Mutluyduk. Sinem endüstri mühendisliği okuduğu için hazırlık senesinin sonunda sınıflarımız ayrılacaktı, bunu ikimiz de biliyorduk ama olsundu sonuçta biz hayatı paylaşıyorduk. O küçücük, daha ergenlikten bi kaç sene önce kurtulmuş beynimle o kadar büyük cümleler kuruyordum ki Sinem'i de tam olarak bağlamıştım kendime..

     Ve senenin sonu gelmiş mutlu mesut geçen bir dönem otogarda sona ermişti. Sinem'i memleketine gitmek üzere Tokat Seyahat otobüsüne bindirmiş ben de benim otobüsün peronuna doğru yürümeye başlamıştım. O an aklıma bi şey takılmıştı. Yıllar yılı babam, annemi ne zaman otobüse bindirse otobüs otogardan çıkana kadar otobüsün yanında el sallaya sallaya koşar, hatta bazı zamanlarda arabayla otobüsü otoban gişelerine kadar takip eder, otobüsü taciz ederdi. Benim arabam yoktu ama en azından otogarın çıkışına kadar Sinem'e el sallamak bırak içimden gelmeyi aklıma bile gelmemişti. Kızı otobüse çuval gibi bırakıp daha hareket bile etmeden ayrılmıştım oradan. Acaba sevmiyor muydum Sinem'i..? Bilemedim şimdi..

     Tatil boyunca MSN'den görüşmüştük Sinem'le..Onunla konuşmak hoşuma gidiyor, camera açmak beni heyecanlandırıyordu ama eksik olan bir şey vardı.. Seven sikilir, siken sevilir kuralı işlemeye başlamıştı. Sinem sürekli beni sevdiğini söylüyor bense bundan çok bunalıyor ayıp olmasın diye ben de diyor ya da gülücük gönderiyordum. Tam bir klavye delikanlısıydım, yazışırken show yapıyor, icraate gelince fıs çıkıyordum. Beni bi kaç kere Tokat'a çağırdı ben de İstanbul'dan Tokat'a gelmek çok saçma diyemediğimden hep bi bahaneyle geçiştirdim. Yalan dolan nihayetinde tatilin sonunu getirmiştim. 
     Sinem'in ısrarıyla Antep'e 1 hafta erken gelmiş, öpüş kokuş yapmış, hasret gidermiştik. Sinem'i sınıflarımızın ayrılacak olmasının hüznü bendeyse 1. sınıfa başlayacak olmamın heyecanı vardı. Yeni dönem başlamış sürekli önünden geçtiğim bölümün ilk defa içine girmiştim. Girmez olaydım. Bölüm alabildiğine erkek kaynıyordu. Gözlerim hormonlarımın da gazıyla bir dişi görme çabasındaydı ama ne yazık ki iki tane +50 kadın prof dışında dişiye benzeyen başka bir canlı görememiştim; mature fantazim olmadığından onlar da ilgimi çekmemişti haliyle.Yıkılmıştım, kendimi bebesini kartal kapmış Fatma Girik kadar çaresiz hissediyordum. Hayallerimdeki üniversite ortamında 120 erkek yoktu. Boynumu çaresizce öne eğip sınıfın yolunu tuttum. Artık sağa sola bakınmayı bırakmış sınıfa girmiştim. En arka sıraya oturdum. Hoca derse başlamıştı. İngilizce bi şeyler anlatıyor bana hikaye gibi geliyordu. Bense sürekli hayal kuruyordum. Hayal kurma işini son zamanlarda öyle bi abartmıştım ki bi gün Çılgın Bediş olucam diye çok korkuyordum. Tam uçuk kaçık şeyler düşünüyordum ki bir dişinin sesi böldü hayallerimi. Kulaklarıma inanamadım. Birden irkildim ve sesin geldiği tarafı bulmaya çalıştım. Ses en önden geliyordu. Kızın biri hocaya bi şeyler soruyordu. Sınıfta numunelik de olsa bi dişi vardı. Görebildiğim kadarıyla saçları beline kadar uzanıyordu. İpeksi ve dolgun saçlar. Hayır olamaz, yine aynı şey oluyordu. Bunlar Özge'min saçlarıydı, tanrım yine durup duruken aşık oluyordum ama bu sefer olamazdı, olmamalıydı, benim bi sevgilim vardı.Olurdu olmazdı derken henüz yüzünü bile görmediğim hatuna aşık oluverdim o an.Yüzünü göremiyordum ama şu ortamda gideri olmaması imkansızdı. Hocanın ara vermesini dört gözle bekliyor hatunla tanışacağımdan değil ama merağımdan yerimde duramıyordum. Ders bitmedi, bitemedi. Bir yandan da daha 25 dakika önce yanımda olan Sinem "seni özledim.." diye mesaj atıyordu. Cevap yazamayacak kadar meşguldü kafam. Hatunu ölesiye merak ediyordum, aşık olduğum kadınla tanışmak için can atıyordum.İmza listesi bana geldiğinde baya bi durmak zorunda kaldı çünkü 120 kişilik sınıf listesinde Gamze'nin ismini bulmak biraz zaman almıştı..Ben kafamda hatunla tanışma planları yaparken ders bitmiş, hoca ara vermişti. Hatun çıkmadan yakalayıp sevdiğim kadının yüzünü görmeliydim. Tam sınıftan çıkacakken aklıma belki de en saçma bahane geldi ve kızın omzuna dokunup;

+ Pardon sizde bu dersin notları var mı..?
- Not derken..?

Mal mıdır nedir diye geçirsem de içimden bozuntuya vermedim..

+ Bildiğimiz ders notundan bahsediyorum..
- Bu ilk ders henüz farkında mısın..?

Diyerek çocuğu koymuştu benim hatun, hayır ben de ne bekliyorsam; ama nitekim amacıma ulaşmıştım, beklediğim kadar güzel değildi hatta 120 erkeğin içinden çıkartıp bi kafeye oturtsan dikkatimi bile çekmezdi belki ama tutulmuştum bir kere yapacak bi şey yoktu; en azından bıyıkları yoktu..

+ Bilmem belki geçen senenin notlarını falan bulmuşsundur.. Neyse boş verelim, Berkin ben..

Diyerek hayatımdaki en saçma tanışmayı gerçekleştirmek üzere elimi uzattım..

- Gamze ben de..

Derken "biliyorum zaten güzelim" dememek için zor tuttum kendimi..

+ Memnun oldum Gamze..
- İyi dersler..

Benim hatun atarlı çıkmıştı ama bu yönüyle de kalbimi çalmayı bir kez daha başarmıştı. 120 erkeğin içinde tek kız olmak belki de bunu gerektiriyordu..

     Kafamda çok acımasız bir plan belirmişti. Sinem'in bundan sonraki dersi 1 saat sonraydı, bizim hoca da ilk ders olduğu için dersi erken bitirmişti. Gamze'yi çaktırmadan takip ettim ve tek başına bizim bölümün kafesine girdiğini gördüm. Sinem'e bizim bölümün kafesine gelmesi için mesaj attım. Aradan bi 10 dakika geçmişti ki Sinem koşar adımlarla yanıma gelip boynuma sarıldı. Dur kız, yapma, napıyosun, adımı mı çıkartıcan bölümde diyerekten sakinleştirdim Sinem'i ve acımasız planımı devreye sokmak üzere Sinem'i bölümün kafesine götürdüm. 

+ Sinem bak şimdi beni iyi dinle, şu karşı masada oturan kız var ya..?
- Evet..
+ Bizim hazırlık sınıfındaki Atakan ondan çok hoşlanmış, kızla tanışıp bizim oğlanla tanıştırmamız lazım, çocuk yanıyor aşkından..
- Bu tipsiz için mi yanıyor yani..?
+ Öyle deme canım sen de, gönül bu ota da......
- Eee gitsin Atakan tanışsın o zaman hayatım bundan bize ne..?
+ Aşkım Atakan yardım istedi, utanıyormuş benden rica etti, ee biliyosun ben de beceremem böyle işleri, aklıma sen geldin..?
- İyi peki tamam o zaman, napalım, çağır Atakan'ı bi bahaneyle gidelim masasına..?
+ Yok aşkım o da olmaz, Atakan'ın bunu sana söylediğimi bilmemesi gerekiyor, özellikle tembih etti, çok bozulur çocuk aman diyim..
- Eee peki aşkım ne istiyorsun benden..?
+ Aşkım sen bi şekilde tanış kızın numarasını al ben Atakan'a vereyim, üstümüze düşeni yapmış olalım, gerisi Atakan'a kalsın..
- İyi peki aşkım burda bekle beni..

     Diyerek kalktı Sinem masadan; içim sızlıyordu, sol mememin ucu yanıyordu, ama aşık olmak bunu gerektiriyordu..Bi kaç dakika sonra sırıtarak geldi yanıma, altından girmiş üstünden çıkmış almıştı Gamze'nin numarasını..Saol aşkım sen bitanesin diyerek son kez öptüm o gün Sinem'i.

     Akşam olmuştu..Planımın ikinci kısmını uygulamak üzere aldım telefonu elime. Bir mesaj döşedim Gamzeye. Hatun neye uğradığını şaşırmış olacak ki bi yarım saat cevap gelmedi. Bu yarım saat benim Sinem'den ayrılmam için gayet yeterli bi süreydi. Vicdanım sızlıyor, bu hareketi kendime yakıştıramıyordum ama ayran gönlüme de söz geçiremiyordum. Gamzeye mesaj atmıştım, ok yaydan çıkmıştı bi kere..Sinem ise ayrılık mesajıma "Allah belanı versin" temalı bir cevap atmıştı.. Ama çok canım yanmamıştı o zaman, ne dediyse hak ediyordum çünkü, bu hareketim üzerine adımın önüne ne gelse müstehaktı bana..Nasıl bi beddua ettiyse o günden sonra belimi doğrultamadım, gün yüzü görmedim zaten..

     Uzun lafın kısası Gamze'nin ruhuna dokunmayı başarmış, kötü de olsa Sinem'den ayrılmış, acımasız bir şekilde de olsa yeni bi ilişkiye başlamıştım. İstediğimi elde etmiş olmamın hazzını yaşıyordum. 2 yıl boyunca iyi kötü birlikteydik Gamze'yle. Beddualar üzerine kurulu bir ilişkimiz vardı. Bi süre sonra Gamze derslerde yanıma oturmaz, akşam olunca telefonlarıma bakmaz oldu, yakın zaman sonra da ayrıldık haliyle. Ayrıldığımız akşam Gamze mekana kopmaya gitmiş arkadaşlarıyla..? Bunu duyunca delirdim tabi aradım açmadı, aradım açmadı son çare bi mesaj attım..

+ İki yıllık emeğe saygın bu muydu, eğlenmeye gitmek için bi kaç gün bekleyemedin mi..?

- Ben güçlü bi kadınım Berkin, evde oturup yas tutmamı bekleme benden..

+ Sevgilisinden ayrıldığı gün mekana kopkopa giden kadın güçlü kadınsa kerhaneler Zeyna'larla dolu o zaman amk.

     Diyerek biraz pisleşsem de o gece Gamze'ye tarihi bi ayar vermiştim.. Öyle ya da böyle bitti gitti, iki gün ağladım bende de geçti ama olan bizim gelecek hayallerine oldu. Evleneceğim kadını yine bulamamıştım. Okulun son senesi "okul bitince karı falan bulamazsın" diyen gerizekalı arkadaşlarımın da gazına gelerek bırak çevremdeki kızlardan elektrik almayı üçlü priz gibi dolanıyordum ortalıkta. Evleneceğim kadını bulamadan diplomayı verdiler, sen mezunsun dediler.. Siktirip gitme vakti gelmişti. İstanbul'a döndüm, ellerim bomboş yüreğimde bir sürü sızı.. Bir kaç zaman sonra öğrendim ki Sinem de evlenmiş.. Sonuç olarak ben kaldım mı ortada mal gibi..Sonra döndüm ve dedim ki "rakı var mı rakı..?"


Saygılarımla..
Berkin Akdeniz